Mevsim ayarlarım biraz bozuktur benim. Pek çok sebebi olabilir bunun. Okulluluk olabilir örneğin, okul sonbaharda başlar, kışın devam eder, baharda ikinci bir başlangıç yapar, yazın kapanır. Benim ruhum da sonbaharda uykusundan uyanır, kışın demlenir, baharda olgunlaşıp hüzünlenir, yazın kendi içine çekilip dış dünyayla bağını koparır. Belki doğduğum toprakların etkisidir, sonbahar gibi kış geçirmek, hiç ilkbahar bilmeden nemli ve boğucu bir yaza ulaşmak bozmuştur ayarlarımı. Öte yandan benim olayım bu olabilir, neden olmasın, uzun gece-battaniye- kar üçlüsünü sevmeyi bozuk olmakla suçlamak haddi aşmaktır da. Sonbahar meyvesi de var, kış meyvesi de sonuçta...
Hasılı benim zamanlarım geldi. İçimde kıpır kıpır heyecanlar, kendiliğinden ortaya çıkan ve teslim olduğum kararlar, yeni rutinler, iç ve dış temizlikler...
Aynı zamanda sosyalleşme dönemimdir sonbahar. Kış hazırlıklarına başlayan insanların arasına karışmayı severim. Otuzlu yaşlar yaklaşırken başlayan ve giderek artan ciddiyet derdinden muzdarip bünyemde eski coşkunluktan artık hiç eser yok, farkındayım. Kendini rahat ve etiketsiz hissettiği ortamda mart danası kıvamında hoplayıp zıplayan şaklabanlığım, gözlemci ikinci bilincim tarafından esir alınmış gibi uzun zamandır, evet. Lakin sanki bu yıl yeni bir tohum verdi bu ikisinin birleşimi. Aşkın ilk debdebeli zamanlarının bitip de olgun bir huzura dönüştüğü hal gibi dingin ve rahat giriyorum insanlar arasına. Hadi dostum, hadi aralarına karışınca iyi hissedeceksin, dürtüsü yok. Sıkıcı gözlemcinin "Bu mudur yani, bunun için miydi?" havası da yok. Öyle kendiliğinden başlayıp beni harekete geçiren, kendiliğinden akıp giden ve kendiliğinden sona eren haller var hissedebildiğim, isim koyamadığım, koymaya çabalamadığım...
Kaçıyor muyum yoksa bu bir ihtiyaç mı sorusuna da bıraktım artık; sadece öyle oluyor.
Kendiliğinden ortaya çıkan kararlara gelince geçen iki yılda kasım-aralık gibi tohumları ekilen ve -mayıs- haziranda meyvelerini verip ruh haritama işlenerek sahneyi terkeden süreçlerim oldu. Onların başlangıcında "Bir şey yapmalıyım" telaşı ve ardından ihtiyacımın tevafuken karşıma çıkışı vardı. Bu yıl telaşım yok, bir arayışım da. Yollar, yolculuklar, kitaplar, hiç biri yok hayalimde. Yavaş yavaş yapıyorum bahar temizliğimi, bir şey olup da bölününce gülümsüyorum. Kurtulamadığım fazlalıklar bile yük değil bana, bekliyorlar dolaplar içinde, onlara ihtiyacım yok ama onlardan kurtulmaya da ihtiyacım yok. Heyecanlarım bile bir garip bu yıl, olabilmek için beni yıpratmayan, sabırlı, sevecen...
Bu sonbahar sadece elimde kanaviçe kasnağı, radyoda hafif bir müzik var...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder