6 Temmuz 2016 Çarşamba

Kırkayak Dilemması






Bir kırkayak mutluydu, oldukça!
Ta ki bir kurbağa ona şakasına sorunca
"Söylesene, hangi ayağını atıyorsun hangisinden sonra?"
Bu soru şüphelerini öyle artırdı ki kırkayağın,
Bir su yolunda öylece bitap düştü,
Çünkü bilmiyordu artık nasıl yüründüğünü...

Kırkayak dilemması, beynin işleyişi hakkındaki psikolojik bir kavram, bu şiirden (aslında hem şiir olarak hem de hikaye olarak farklı versiyonları var ama hepsi aynı şeyi anlatıyor) ilhamla isimlendirilmiş. Lakin beni bu indirgenmiş hali ilgilendirmiyor. Zira kırkayak dilemması, bana beynimizin işleyişiyle ilgili küçük bir ipucudan ziyade varoluşsal hakikatimizle ilişki kurmamızı engelleyen temel bir problem gibi geliyor. Düşünürken yaşamaya fırsat bulamamaktan öte yaşamanın ne olduğunu unutmak gibi, yaşayarak öğrenmek, varolmak ve yol yürümek üzere kodlanmış ruhlarımızı korkular ve kaygılarla doldurmamıza sebep olan bir çeşit kabz biçimi... 

Sanıyorum pek çok insan, hayatını felce sokan bu dilemmanın zaman zaman farkına varıyor, bir süre acısını çekiyor, sonra üzerini örterek hayatına devam ediyor. Bazıları farkettiğinde dönüşüyor ve varolma biçimini dönüştürüyor. Bazıları adını koyamıyor yahut farklı isimler veriyor yahut gerçekten o isimdeki halinin bir yönünü oluşturuyor bu dilemma. Bazılarının sebepleri ve bahaneleri oluyor; gelecek hayalleri kurmayı veya imkansızlıklardan şikayet etmeyi tercih ediyor. Bazılarının ise böyle bir derdi yok, gerçekten yaşıyor, varolmayı önceliyor, sorgulamıyor. Sonuçta herkesin yolculuğu farklı duraklardan geçiyor. Ben sanırım en kötü durumlarda olanlardan biriydim: yarımyamalak bir farkındalıkla kararsızlıklar içinde bocalıyordum. Hem de çocukluğumdan beri...

O dönemden beri pek çok kapılardan geçtim. Her seferinde oluş biçimim, bir öncekinden alacaklarını almış, süzeceklerini süzmüş, kabullenmiş, dönüşmüş olarak yoluna devam etti. En son 2 yıl önce akademik düşünce biçimini resmi olarak terkettim. Resmi olarak terk bir anlam ifade etmiyor tabii. Sadece birkaç aydır iç sesimi daha net duyup anlayabildiğimi hissediyorum. Sadece bir ay önce putlarımdan yani akademik kitaplarımdan vazgeçebildim. Hasılı 2 yıl üstüne yeni yeni bu hususta bir kapıdan geçtiğime inanıyorum.  Halen devam etmekte olan yolculuğumun bu durağına bu adı vermeyi tercih ediyorum. Yol uzun; bir gün dans edebilme ümidimi saklı tutarak yavaş yavaş yürüyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder