17 Mart 2018 Cumartesi

Sesim Geliyor mu?

Uzun zamandır yazmıyorum. Çünkü " başkalarına" söyleyeceklerim yazı diliyle söylenmiyor. Ama bol bol konuşuyorum. Konuşuyordum. Son zamanlara kadar...

Yazmaya gelince, dilimi kaybettiğimi hissediyorum. Ben dönüştüm, değiştim ve eski yazı dilimin artık beni anlatmadığını hissediyorum. Ne yazarsam yazayım, nasıl yazarsam yazayım beni anlatmayacağını bildiğim için zorlamadım bile.
Bugüne kadar...

Şu an durduğum noktada yeni sorularım var. Cevap arıyorum. Farklı ruh hallerim var, dönem dönem gidip gelen. Hepsini kabullendim. Ama bazılarında fazla kalmaya tahammül edemiyorum. Bu yazıyı yazma sebebim olan koyu yalnızlık hali onlardan biri...

Yaşamaya devam ediyorum. İlginç bir şekilde iyiyim. Çözülemeyen tıkanıklıklar içimde, zamana bırakıyorum. "Şimdilik" cevaplarım bana yetiyor, önüme bakmamı sağlıyor ama orada bir yerde soru "daha derine, daha derine" diyerek çağırmaya devam ediyor. O soruları seviyorum. Cevap aramayı her zaman sevdim. Ama sorularımı ya da "şimdilik" cevaplarımı paylaşınca anlaşılmamayı sevmiyorum. Bir duvar, bir duvar daha, bir duvar daha, dört duvara çarpıp kuyumun içine geri dönüyorum. Kuyum geniş, ferah ve aydınlık. Yine de bir pencere arıyorum orada, "tık tık komşu, gel bir kahve içelim" diyebileceğim.

Hala yazacak bir şeyim yok. Yeni dilim kendiliğinden oluşacak, belki. Belki de giderek suskunluğa gömüleceğim. Bilmiyorum. Sadece bir ses vermek istedim şu an. Allah insana insanla görünür. Belki gerçekte, belki sanalda. Dilimi ararken çok önemi yok. Ben ses vereyim, dua niyetine, ne istediğimi, neye ihtiyacım olduğunu bilmesem de... O biliyor nasılsa...

Buradayım. Evrende, Dünyada, Türkiye'de, İstanbul'da, evimde; bir insan olarak, bir kadın olarak, bir anne olarak, buradayım, yaşıyorum. Hepsiyle ilgiliyim hala. Kuyumun içine hepsi sığıyor. Ama dışarıdan gelen pek çok ses sadece soru oluyor. Bazıları içimdeki sorulara karışıyor, bazıları çözülüp gidiyor, bazıları sadece zamanımı alıyor. Ama buradayım. Biliyorum ki aradığımı burada -kuyumun dışında- bulamayacağım. Fakat içimdeki yankılarına ihtiyacım oluyor. Çünkü bazen o yankılarla yolumu buluyorum. Dış dünyayla ilişki kurduğumda içimde oluşan kırgınlığı, mahzunluğu, öfkeyi, keyfi, keyifsizliği, umudu, ümitsizliği anlamaya çalışarak, yürüyor, yürüyorum.

Hiçbir yere ait değilim. Hiç olmadım. Ama buradayım. Şiir yazabilseydim eğer, şimdi tam şiirin zamanı olurdu. Bana öyle geliyor ki şiir, burada olup buraya ait olmayanların, burada olup başka bir hakikati anlamaya çalışanların dilidir. Şiirim yok ama yine de ses veriyorum. Sesim geliyor mu?