5 Şubat 2017 Pazar

Söküver, Yeniden Yaparsın :)


Yaklaşık bir, bir buçuk aydır hayatım boyunca hiç ilgilenmediğim bir şeyle, örgüyle ilgilenmeye başladım. Başlangıçta sadece zihnimi akışına kendimi kaptırabilmek için arkadaşımın önerisiyle başladığım bir işti. Sonra farkettim ki zihnim henüz haroşaya kendini kaptırıp gidecek kadar özgür değil, yaptığı işi sorguluyor: hata yaptıysam, nerede ve nasıl hata yapıyorum; hoşuma giden bir şey ortaya çıkarsa, bu nasıl böyle oldu gibi sorular sorarak orasını burasını kurcalıyor, söküp söküp tekrar yapıyorum. Bir yandan da fonksiyonelliğe takıldığım için haroşayı bir kenara bırakıp örgü ile neler yapabileceğimi araştırmaya koyuldum. Önce sepet aldım elime, onda motive olacak mahareti gösteremeyince ciddi çaba göstererek şu battaniyeyi yaptım:





Battaniye bir dönüm noktasıydı. Onu yapabilmiş olmanın heyecanıyla hemen ertesi gün amigurumi ipleri alarak oyuncak yapımına koyuldum. Amigurumi ile örgünün son derece matematiksel bir bilmece olduğunu keşfedince deli gibi örmeye başladım. Bere, patik, anahtarlık, heybe, tığ cüzdanı, artık sabah kalkınca aklıma ne geliyorsa... Artık delirdiğimi ve bunun bir son bulması gerektiğini düşünüp mola vermek istiyor ama aklıma gelen yeni bir şeyle ilgili merakıma engel olamayıp yine örmeye başlıyordum. 

Öğrenmenin heyecanı eski huyum sabırsızlığımı açığa çıkarınca, ön araştırmayı es geçmeye ve kendi kendime işe koyulmaya başladım. Bu durum kolayca halledilecek şeyleri binbir güçlüğe boğmama yahut "ah neden daha önce düşünemedim" tipi hayal kırıklıklarına sebep olsa da ben yılmadan örüp örüp sökmeye devam ettim. Arada bunalıyor, ipi tığı bir tarafa atıyor; aradan bir saat yahut bazen bir gün geçmeden yine koltuğuma oturuyordum. 

Sabırsızlığım yüzünden kendime kızmaya başlayacaktım ki uzun zamandır böylesine derinlemesine yaşamadığım öğrenme yolculuğu üzerine düşünmeye başladım. Gülümsedim ve deliliğime yol verdim. Şu an bu satırları, irili ufaklı şeyleri bir an evvel bitirip sonucu görme evresini geçmiş, eline uzun süreli bir iş alıp onu çözmek için saatlerce uğraştıktan sonra dünyanın en tatlı yorgunluklarından birini yaşarken yazıyorum. Bütün o saatlerden sonra tığı bir kenara koyup sırtını koltuğa vermenin tadı damağımdayken yazmak istedim. Öğrenmek: bir merakın peşinden deli gibi koşmak, çaba göstermek, yapamamak, tekrar başlamak, tekrar yapamamak, hayal kırıklığına uğramak, yorulmak ama meraka hakim olamamak, zorlanmadan heyecanla yeniden yeniden yeniden keşfe çıkmak demek. 

Uzun zamandır sakin, kendi halinde, herşeyi akışına bırakmış vaziyette -ve sanki bir şeyleri çözmüş edasıyla- kendi yolculuğumu yaşarken, böyle bir fırtınayla karşılaşmak şaşırtıcı ve garip doğrusu. İçimde bir şeyler kıpır kıpır ediyor, zihnimde çözüp de yerine yerleştirdiğim bazı şeyleri raftan alıp kanlı canlı yaşayıp göresim, korkularımla yüzleşesim, tepelerden yuvarlanasım, denizlere açılasım var...